Başlamak İçin Neden Hep Bir Tarih Bekleriz?
- Me Like Summer

- 2 Oca
- 2 dakikada okunur

Yeni bir yıl yaklaşırken, takvimler yalnızca günleri değil, niyetleri de işaretler.“Pazartesi başlarım.”“Ay başı daha uygun.”“Yeni yılda kesin değişeceğim.”
Zamanın belirli noktalarını birer başlangıç çizgisine dönüştürürüz. Sanki hayat, o çizgiye kadar askıya alınabilir; sanki beklerken geçen günler sayılmazmış gibi.
Oysa beklediğimiz süre boyunca hayat durmaz.Zaman akmaya devam eder, günler yaşanır, karar vermekten kaçındığımız her an kendi kendine karar verilmiş olur.
Başlamak için tarih seçmek, çoğu zaman düzenli olma isteğinden değil, erteleme ihtiyacından doğar. Pazartesi, ay başı ya da yıl başı; hepsi görünmez bir “hazır olma” vaadi taşır. “Şimdi değil ama yakında” demenin daha kabul edilebilir bir yoludur bu.
Peki neden şimdi değil?
Çünkü değişim, yalnızca yeni alışkanlıklar değil; eski olanı geride bırakmayı da gerektirir. Memnun olmadığımız huylar, bizi yoran alışkanlıklar ya da artık dar gelen bir yaşam düzeni… Hepsi tanıdıktır. Tanıdık olan ise çoğu zaman güvenlidir, iyi olmasa bile.
Bu yüzden kendimize cümleler kurarız:“Bırakacağım ama önce bu dönem geçsin.”“Toparlayacağım ama kafam çok dolu.”“Değişmek istiyorum ama şu an doğru zaman değil.”
Doğru zaman, çoğu zaman hiçbir zaman “kusursuz” olmaz.
Tütünü bırakmak istiyorsan, takvim yapraklarının değişmesini beklemeden bırakabilirsin.Hayatına bir düzen getirmek istiyorsan, bunu büyük planlarla değil, küçük bir hareketle başlatabilirsin.En basiti: odanı toplamak istiyorsan, kalkıp şimdi toparlayabilirsin.
Bunlar kulağa basit gelir. Uygulaması ise çoğu zaman zor olur.Çünkü işin içinde yalnızca irade değil; psikolojik yorgunluk, iç bunalması, kafa karışıklığı vardır. Bazen insan nereden başlayacağını bilemez. Bazen başlamak, başarısız olma ihtimalini de kabul etmek demektir.
Bu yüzden engeller yaratırız.Aslında önümüzde olmayan engelleri.
Başlangıçlar büyük olmak zorunda değildir.Yeni yıl, yeni bir hayat vaat etmek zorunda da değildir.Bazen başlangıç dediğimiz şey yalnızca şudur:fark etmek, durmak ve küçük bir adım atmak.
Hayat bir kere yaşanırken, onu sürekli “başlayacağımız” bir ana ertelemek, zamanın en sessiz kaybıdır.Belki de mesele, yeni bir yıla girmek değil; şu anın içinde kalabilmektir.
Ve evet, şimdi bile başlayabiliriz.



Yorumlar